|
TOPLULUĞUMUZLA TİYATRO TİYATRO DERGİSİNİN YAPTIĞI ROPÖRTAJ
Ropörtajı Gülay Çıtak yaptı. Aynı zamanda tiyatrom.com sitesinde yayınlandı.
Tiyatrom.Com sitesinedn ulaşmak için tıklayınız
ÜÇÜNCÜ ZİL TİYATRO TOPLULUĞU
Antalya'dan gelen bu sese kulak vermeli...
Çünkü onlar tiyatroyu, Antalya'da hevesle, heycanla, azimle, sonuna kadar ortaya koydukları yürekleriyle ayakta tutmaya çalışıyorlar. Amatör ruhu profesyonel disiplin ve bakış açısıyla sahneye taşırken Antalya'nın sanat ve tiyatro yaşamına katkıda bulunuyorlar. Tiyatroya gelemeyen, çevre semtlerde yaşayan Antalya halkına ücretsiz oyunlar oynayarak kent halkının tiyatroyla buluşmasını sağlıyorlar. Bütün bunları yaparken kendilerini geliştirmeyi, içinde yaşaya durduğumuz hayatı ve tüm olup bitenleri sorgulayarak seyirciye sorgulatmayı başarıyorlar. Hepsi yürekli, hepsi heyecanlı, hepsi samimi! En önemlisi hepsi bu sanat dalına sevdalı. 1993 senesinde Antalya Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Atölyesi Eğitim Sahnesi'nden Üçüncü Zil Tiyatro Topluluğuna uzanan uzun, zorlu ama keyifli bir serüvenin kahramanları onlar. Tiyatro Atölyesi'nde aldıkları eğitimi, hocaları Arzu Gamze Kılınç ve Muhammet Uzuner'in yönetimindeki oyunlarda görev alarak pratiğe dönüştürmüşler ve daha o dönemden yutulan "sahne tozu" onları bugünlere taşımış. Amatör Tiyatro'nun Antalya'daki sesi onlar... Gişe, para kaygısı, bağlı oldukları kurum baskısı taşımıyorlar. Farklı mesleklere sahipler ve tiyatoryu meslek olarak seçmiş olsaydık, belki şimdi olduğu kadar keyif alamzdık diyorlar. Hayatın ve işlerinin yarattığı negatifliği tiyatro sayesinde pozitife dönüştürüyorlar.
Bugüne kadar hep Türk yazarların oyunlarını sahnelemişler. Müsahipzade Celal'in kaleme aldığı Fermanlı Deli Hazretleri ve Güngör Dilmen'in Kurban adlı oyunuyla yola çıkmışlar. Her iki oyunu da içlerinden biri, Ümit Aygül yönetmiş. Bu sezonsa yine iki ayrı oyunla devam etmişler yollarına... Biri Adem Atar'ın yazıp Arzu Gamze Kılınç'ın yönettiği Kadınlar Koğuşu-Özgürlük Oyunu, diğeriyse Bilgesu Erenus'un yazıp, Muhammet Uzuner'in yönettiği Misafir adlı oyun. "Özgürlük Oyunu" ile sistemden daha fazla pay kapmak için sistemin boşluklarından yararlanan gerçek suçluları değil, bu sistemin yok saydığı, dışladığı ve yaşamak için şans tanımadığı insanları ve onların seçeneksizliğini gözler önüne seriyorlar. Misafir ise toplumsal, ekonomik, siyasi ve dinsel olarak çok farklı karakterler çizen Türkiye ve
Avrupa Birliği'nin birleşme sürecinde Avrupa ile Türkiye'nin ilişkisinin doğru değerlendirilebilmesi için geçmişe dönen ve geçmişten günümüze Avrupa ile Türkiye ilişkilerine bir hatırlatma yapıyor.
Antalya'da başta sivil toplum örgütleri, halk evleri, dernekler ve tüm Antalya halkına sesleniyorlar sahneden. Tabii "perde" demek üzere bir sahne bulabilirlerse. Kuruluşlarından bugüne kadar başta bürokratik olmak üzere pek çok engele takılmış, varlıklarını devam ettirebilmek için çok mücadele etmişler. Halen daha Antalya'da oyunlarını sahneleyebilecek sabit bir mekana sahip değiller. Ama yılmıyorlar, devam ediyorlar. Sürüp giden hayatlarımızda pek çoğumuzun fark etmediği, fark etmemeyi tercih ettiği birşeyleri kendilerine dert edinmiş, dert edinmeyenlere de dert ettirmeye niyetlenmişler bir kere.. İyi de yapmışlar... Toplumsal kaygılarına sanatla ifade arayan her amatör tiyatro topluluğu gibi onlar da yaptıkları işe önce yüreklerini koymuş, ardından emeklerini... İdeallerine sımsıkı sarılmışlar. Bizden bir hayli uzak bir yerden ama sanki içimizden sesleniyorlar bize. Biz Antalya'dan gelen bu sese kulak verdik ve duyduklarımızı sizlerle paylaşmak istedik. İşte söyleşimiz:
1)Antalya Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Atölyesi Eğitim Sahnesi'nden Üçüncü Zil Tiyatro Topluluğu'na uzanan bir yolculuk sizinki. Temelleri Tiyatro Atölyesiyle 2000-2001 sezonunda atılmış gibi görünse de bağımsız bir amatör tiyatro topluluğu olarak Üçüncü Zil Tiyatro Topluluğu adıyla seyirciye 2003-2004 sezonunda seslenmeye başladınız. Bu evrilişten, oluşum sürecinden ve kuruluş amacınızdan bahsedebilir misiniz?
Ekibimizin kurucu üyelerinin hepsi 1993 yılında Muhammet Uzuner ve Veysel Diker tarafından kurulan bir eğitim kurumu olan Antalya Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Atölyesi'nde yıllarca eğitim almış ve çeşitli oyunlarda sahneye çıkmış gönüllü katılımcılardan oluşmuştur. Ekibimiz üyelerinin büyük çoğunluğu , Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalı mezunu Muhammet Uzuner, Arzu Gamze Kılınç ve Tiyatro Bölümü Tiyatro Tarihi ve Teorisi Ana Bilim Dalı mezunu Oya Yağcı'dan ayrıca Birsen Bilgin ve Antalya Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından yıllarca ders almışlardır.
Tiyatro Atölyesi, her yıl yaklaşık 350 kişiye ücretsiz tiyatro eğitimi veren sahne deneyimi kazandıran bir kurumdu. -Bir kurumdu diyorum çünkü maalesef böylesine değerli bir kurum 2001 yılında kapatılmıştır.- Her yıl verdiği eğitimin yanısıra en az bir tane de oyun sahneye koyan Tiyatro
Atölyesi'nin sürekli olarak sahnelediği bu oyunlar sayesinde bizler de teorisini öğrenmeye devam ettiğimiz tiyatronun pratiğini yapma şansını elde etmekteydik. 1993 yılından 2001 yılına kadar bu şekilde hem teoride hem de pratikte epeyce yol almıştık. Oyunları, eğitmenlerimiz Muhammet Uzuner ya da Arzu Gamze Kılınç yönetiyordu ve aynı zamanda oyunculuk da yapıyorlardı. Bizlerde provalarda hem eğitimimize devam ediyor hem de profesyonellerle aynı sahneyi paylaşarak sahne deneyimimizi arttırıyorduk.
Bu arada diğer akşamlar ve haftasonları Tiyatro Atölyesinin eğitimine devam ediyorduk. Bir süre sonra, sahne eğitimi için ayrı bir grup oluşturuldu. Yaklaşık 40 kişilik olan bu grubun adı A grubuydu ve bizlere artık daha ileri oyunculuk teknikleri öğretiliyordu. Stanislavski ve Actor Studio eğitmenlerinden Eric Morris'in "olma" üzerine kurulu oyunculuk tekniği öğretiliyordu. 2001 yılında eğitmenimiz Arzu Gamze Kılınç bizim yıllardır yaptığımız amatör tiyatronun temelini atacak yeni bir eğitim modeli olan proje sınıfını geliştirdi. Proje sınıfı yıllardır deneyim kazanmış ve eğitim almış yaklaşık 40 katılımcıdan oluşmaktaydı. Amaç, bu sınıftan en az 3-4 tane tiyatro projesinin hayata geçirilmesiydi. Her proje, gerekli olan her şeyi kendi içinde halledecekti. Yani, yönetmeni, oyuncuları, dramaturgu ve teknik ekibi kendi içinden belirleyecekti. İsterlerse diğer sınıflardan oyuncu ve teknik destek alabileceklerdi. Ve topluluğumuzun temelleri de böylece yavaş yavaş atılmış oluyordu. Ümit Aygül, Fatma Küçükerciyes, Sacide Taşaner, Ayzen Çolak, Zeynep Küçükerciyes, Nedim Özdemir, Durmuş Ali Emre, Nuri Türker kurucu üyeler arasındaydı.
Profesyonel bir tiyatronun yapması gereken her şeyi kendi içimizde belirlememiz ve yerine getirmemiz gerekiyordu. Önce ekip olarak oyun araştırması yaptık ve hep birlikte Müsahipzade Celal'in yazdığı "Fermanlı Deli Hazretleri" adlı oyunu oynamaya karar verdik. Yönetmeni, yönetmen yardımcısını, dramaturgu, teknik ekibi ve diğer görevleri içimizden istekli olanlar arasında oylama yaparak belirlemiş olduk. Ümit Aygül'ün yönettiği oyunumuzu 2001 yılı mayıs ayında Antalya Büyükşehir Belediyesi Kültürel Hizmetler Daire Başkanlığı Ermenek Mahallesi Kültür Çadırı'nda sahneledik. Bu sezonu, bir tanesi turne olmak üzere üç kez oyun sahneleyerek kapattık. Proje sınıfından tek grup hedeflenen amaca ulaşmıştı. Tiyatro atölyesi yıllarca devam edecek bir oluşumun yani Üçüncü Zil Tiyatro Topluluğunun temellerini atmıştı. Ancak yeni sezona geldiğimizde yıllarca eğitim aldığımız ve her yıl yüzlerce kişiye tiyatro ve sahne eğitimi veren Tiyatro atölyesi maalesef kapatılmıştı. Atölyemizin kapanmaması için bizler ve diğer atölye katılımcıları çok uzun süren bir mücadele verdik. 3000 civarında imza topladık ve Büyükşehir Belediyesi'ne
ulaştırdık ancak Atölye'nin kapatılmasına engel olamadık. Bu durumda Antalya Büyükşehir Belediyesi Kültürel Hizmetler Dairesi Başkanlığı'na giderek Atölye'nin bizim olduğunu ve bizlerin oluşturduğu yeni oluşumla Atölye ekolünün devam etmesi gerektiği düşüncelerimizi ve bizi var eden Tiyatro Atölyesi'nin bizimle devam etmesi gerekliliğini anlattık. Ancak bu çabamız bir çok engelle karşılaştı. Uzun uğraşlarımız sonucunda "Antalya Büyükşehir Belediyesi Kültürel Hizmetler Daire Başkanlığı Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosu Atölye Sahnesi" ismini aldık ve bu isimle ancak 2 sezon üretim yapabildik. Bu süre içerisinde sürekli Kültürel Hizmetler Daire Başkanlığı ve Belediye Tiyatrosu çatısından atılmaya çalışıldık. Daha fazla dayanamadık ve 2003-2004 tiyatro sezonunda tüm kapılar yüzümüze kapatılınca bağımsız bir topluluk olarak yani "Üçüncü Zil Tiyatro Topluluğu" olarak yolumuza devam ettik. O gün bugündür de devam etmekteyiz.
2)Amaç sadece oyun sahnelemek miydi? Alternatif bir kültür yaratmak, alternatif bir duruş hedefleriniz arasında mıydı?
Amacımız hiçbir zaman sadece oyun sahnelemek olmadı. Oyun bizim bir ürünümüzdü ama aslolan aldığımız tiyatro eğitimi ve disiplini sonucunda oluşturduğumuz ekibimizin bakış açısının varlığı ve sürekliliğiydi. Verdiğimiz mücadele sırasında isteklerimiz kabul edilmediği zaman oyuna çıkmamayı ve kostümlerle basın açıklaması yapmayı göze almıştık.
Antalya'da çok az profesyonel tiyatro var. Bunlardan bir tanesi Devlet Tiyatrosu diğeri de Belediye Tiyatrosu. Antalya gibi bir şehir için bu sayı ve oynanan oyunların sayısı çok azdır. Bizler maddi hiçbir karşılık gözetmeden, hatta cebimizden para harcayarak çok sevdiğimiz ve gerekli gördüğümüz için tiyatro yapıyoruz. Bu da oyunlarımızdaki heyecanımız ve sıcaklığımızla farklı bir duruş yaratıyor. Ayrıca gişe kaygımız olmadığı için daha özgür hareket edebiliyoruz ve denemeler yapabiliyoruz.
3)Kuruluş amacınızdan uzaklaşma ya da topluluğun gelecekte varlığını sürdürme çabasıyla bir farklılaşma yaşayacağı endişesini zaman zaman duyumsuyor olabilir misiniz?
Böyle bir endişemiz olmadı. Hiçbirimiz, şu an için kurmuş olduğumuz sistemden ve yola çıkarken taşıdığımız hedeflerden farklı bir hedef taşımıyor. Ekipteki hemen herkes gündüzleri hatta bazıları cumartesi günleri dahil olmak üzere yoğun işlerde çalışıyor. Bu nedenle süregelen şekilde yolumuza devam edeceğiz.
4)Ne gibi zorluklarla karşılaştınız ve eminim halen daha mücadelesini verdiğiniz pek çok sorun vardır. Özellikle amatör tiyatrolar için malzeme, dekor, kostüm, prova alanı, eğitim çalışmaları, oyuncu bulma ve yetiştirme sıkıntıları çok yıpratıcı oluyor. Bunlara değinebilir miyiz biraz?
Tabii ki bir çok zorlukla karşılaştık ve karşılaşmaktayız. Bunların en başında maddi zorluklar geliyor. Antalya'da en büyük sorun çalışma salonu ve oyunları sahnelemek için salon sıkıntısı. Önceleri Belediye'ye ait Tiyatro Atölyesi'nin çalışma salonunu kullanmaktaydık ve orası bizim işimizi görmekteydi. Ancak 2005 yılında o çalışma salonunu da alamadık maalesef. Önce başvurumuz kabul edildi ardından vazgeçildi. Biz de yönetim kurlumuzda bulunan Mali Müşavir arkadaşımızın girişimiyle yeni yapılmış olan Antalya Mali Müşavirler Odası'nın salonlarında provalarımızı yaptık. Ancak oyun sahneleme aşamasına yaklaştığında orası yeterli olmadığı için Akdeniz Üniversitesi sahnesi ve Büyükşehir Belediyesi Yenimahalle Semtevi sahnesinde bir süre prova yapma imkanı bulduk. İlk yıllarda kostümleri evlerimizde kendimiz diktik, aksesuarları tam bir atölye çalışması içinde hep birlikte yaptık. Daha
sonraları sponsor bularak sorunlarımızı çözmeye başladık. Sivil Toplum Kuruluşlarıyla işbirliği ile oyunlar oynadık ve bir miktar para almaya başladık. Bu paraları da dekor, kostüm, aksesuar ve diğer ihtiyaçlarımızı karşılamak için kullandık. Yeri geldi aramızda para toplayarak ihtiyaçlarımızı aldık.
Oyuncu konusunda çok sıkıntımız olmadı. Ekibimizde yeterli sayıda Tiyatro Atölyesi'nde eğitim almış oyuncu vardı. İhtiyaç oldukça da ya Tiyatro Atölyesi'nde eğitim almış diğer arkadaşları , ya da dışardan arkadaşlarımızın referanslarıyla bir şekilde tiyatro yapmış ya da hiç sahneye çıkmamış arkadaşlar bulduk. Onlara ayrıca bir eğitim vermedik provalar sırasında eğiterek sahneye çıkmalarını sağladık. Provalar dışında da tecrübeli arkadaşlarımız yardımcı oldular. Bütün bu sorunlarla uğraşmak hepimiz için oldukça yıpratıcı bir süreç ancak hepimiz severek yaptığımız için sonucu gördükten sonra tüm zorlukları unutuyoruz.
5)Kendinizi "bağımsız bir amatör tiyatro topluluğu" olarak tanımlıyorsunuz. Niçin amatör tiyatro yapmayı tercih ettiğinizi öğrenebilir miyiz? Amatörlük ne ifade ediyor sizin için, amatör tiyatro kavramının sizdeki karşılığını açabilir misiniz?
Bizler bir şekilde başka meslekler seçmiş ve hayatımızı seçtiğimiz bu mesleklerden kazanan insanlarız. Bir çoğumuz zamanında tiyatroyu meslek olarak düşünmemiş. Ancak hayatının bir döneminde tiyatroyla tanışıp o meşhur sahne tozunu yuttuktan sonra da asla kopamadık ve tiyatrosuz yaşayamayan insanlar haline geldik. Tiyatro bizim hayatımıza olumlu anlamda çok şey katmıştır. Hayata daha farklı ve geniş açıdan bakan, kendini ifade edebilen, entellektüel birikim yapan, okuyan, araştıran, hayatla dertleri olan ve bu dertlerini aktarmak isteyen, duyarlı, ne istediğini bilen ve ayakları yere basan bireyler olmamızı sağlamıştır. Tiyatroyu meslek olarak yapsaydık belki
şimdi olduğu kadar keyif almayabilirdik. Hayatın ve işlerimizin yarattığı negatifliği tiyatro sayesinde pozitife dönüştürebiliyoruz. Amatörlük bizim için sadece bir hobi değil. Ya da işin kötü yapılması disiplinsizlik de değil. Amatörlük tiyatronun bütün gerekliliklerini yerine getirerek, işlerimizin dışında kalan zamanın çoğunda çok fazla çalışarak, profesyonel bir disiplin ve anlayışla, kişisel hiçbir maddi karşılık gözetmeden tiyatro yapmaktır. Bunu yaparken mutlaka eğitim almış profesyonellerden her türlü yardımı almak ise bizi geliştirmektedir.
Amatör tiyatronun gişe, para kaygısı ve üzerinde bağlı olduğu başka bir kurum olmadığı için çok daha özgürdür. Bu nedenle de oyun seçimlerinde ve sahneleme biçimlerinde yeni denemelere her zaman açıktır. Muhalif tavrını daha özgürce ortaya koyabilir.
6)Amatör tiyatronun profesyonel tiyatroyla ilişkisi, beslendiği yanları ve profesyonel tiyatroya sağladığı katkıları konusunda ne düşünüyorsunuz? Buradan hareketle Antalya Devlet Tiyatrolarıyla bir ilişkiniz olup olmadığı ve Antalya’daki diğer profesyonel tiyatro yapan topluluklarla ilişkinize de değinebiliriz.
Profesyonel tiyatro imkanlar ve oyuncu tekniği açısından daha ileridedir elbette. Ancak bu imkanların ve oyunculukların ne kadar istekle, yeni denemelerle ve heyecanla yoğurulduğu tartışma konusu olmuştur hep. Profesyonel tiyatroyla özellikle de Devlet Tiyatroları ile seyirci arsında sürekli bir mesafe olmuştur. Seyirci amatör tiyatro da sıcaklık ve heyecan bulur, bu da sanıyoruz ki bu işi yapanların tamamen gönüllülük bağıyla ve sevgiyle yapmasından kaynaklanıyor.
Devlet Tiyatroları çok kapalı bir kurum olma özelliğinde malesef. Yardım almak neredeyse imkansız. Kostüm veya sahne desteği alabilmek için Ankara Genel Müdürlüğü'ne dilekçe ile başvurmak gerekiyor ve tiyatronuza yardım etmeyi gerekli görürlerse bir çok prosedürü atlattıktan sonra ancak destek alınabiliyor. Sahne için destek girişiminde bulunmuştuk ancak, Ankara'ya dilekçe yazmamız gerektiği ve o da olursa ancak sezon sonuna doğru oyun sahneleyebileceğimiz belirttikleri için vazgeçtik.
Zaten bu yıl Devlet Tiyatrosu'nun binasında kolon patlaması olduğu için
sahneleri kullanılamıyor. Onların da sahne sıkıntısı ve prova salonu sıkıntısı çektiği açık. Antalya'da şu anda oyun sahneleyebilecek sadece 3 salon bulunuyor. Belediye Kültür Salonu, AKM ve Yenimahalle Semtevi. Belediye Kültür Salonu kendi tiyatrosu, meclis toplantıları, liselerarası tiyatro şenlikleri ve okul gösterileriyle dolarken, AKM Opera ve Bale, Senfoni Orkestrası, Devlet Tiyatrosu, sinema etkinlikleri, dışardan gelen tiyatro ve etkinlikler, kent içinde yapılan diğer etkinliklerle doluyor. Yenimahalle Semtevi ise Kepez Belediye Tiyatrosu, okul etkinlikleri ile doluyor ve yeri çok uzak olduğu için ancak çevre semtlerde oturanlar gelebiliyor. Son toplamda Antalya'da salon sıkıntısı hat safhada.
7)Kentinizde kültürel yaşam nasıl akıyor? Tiyatro yapmaya elverişli bir ortam olduğu düşüncesindeyiz. Sizin dışınızda Antalya'da amatör tiyatroların varlığından haberdar mısınız? Onlarla ilişki içinde misiniz?
Aslında yeterince sahne ve salon olsa Antalya'da hiç de azımsanamayacak kadar kültürel etkinlik olacaktır. Ancak hiçbir belediye bu sorunu gidermeye yönelik çalışma içerisine girmiyor. Antalya, halkın tiyatroya olan ilgisi ve kültürel açıdan hızla gelişmekte olan bir şehir. Ancak biz bu sezon iki oyun çıkarmamıza rağmen sahnelemekte zorluk çekmekteyiz. Salonlarda boş yer bulmak mümkün değil. Sivil Toplum Kuruluşlarının oyunlarımızı sahnelemek için yaptıkları talepler karşılık bulamıyor. Daha önceleri para almayan salonlar artık para talep etmeye de başladı.
Bizim dışımızda Kepez Belediyesi bünyesinde amatör tiyatro yapılıyor. Onun haricinde yıllar içinde bir çok topluluk ortaya çıktı ancak imkansızlıklar yüzünden hemen hepsi kapandılar. Şu anda bildiğimiz kadarıyla sürekli olarak amatör tiyatro yapan Kepez Belediyesi, Halk Eğitim Merkezi ve biz varız.
Zaman problemimizden dolayı bu topluluklarla ilişki içinde olamadık.
8)Antalya'dakiler dahil, Türkiye'nin dört bir yanındaki amatör tiyatrolara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Amatör tiyatrolar tüm zorluklara rağmen devam etmeli diye düşünüyoruz. Ülkenin beslenme kaynaklarından birisidir. Keşke ülkemizin her şehrinde, kasabasında ve köyünde binlerce amatör tiyatro olsa. Sanatsız kalan bir toplum gelişemez.
9)Antalya'nın kültür-sanat dinamikleri nelerdir örneğin? Bu anlamdaki faaliyetler yeterli midir? Üçüncü Zil Tiyatro Topluluğu'nun misyonundan biri de Antalya'daki sanat ve tiyatro yaşamına katkıda bulunmak olduğuna göre topluluğunuzun bu anlamda kentinizin kültür-sanat dinamikleri arasında nasıl bir yer kapladığından ve hedeflerinden bahsedebilir misiniz?
Antalya da Devlet Tiyatrosu, Belediye Tiyatrosu, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Senfoni Orkestrası, Belediye İsmail Baha Sürelsan Musiki Konservatuvarı, Üniversite Tiyatro toplulukları, Kepez Belediye Tiyatrosu,
az sayıda çocuk tiyatrosu ve Sivil Toplum Kuruluşlarının etkinlikleri var. Ancak yeterli değil tabi ki çok daha fazla olmalı ve bu etkinlikleri sahneleyebilecek yeterli donanımda ve şehir merkezi yakınlarında onlarca salon olmalıdır.
Üçüncü Zil Tiyatro topluluğu olarak elimizden geldiği kadarıyla Antalya'nın kültür sanat yaşamına katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Kimsenin gitmediği Antalya'nın uzak bir semti olan Ermenek Mahallesinde bulunan Belediye'ye bağlı Ermenek Kültür Çadırı'nda bu sezon 3 oyun oynadık. Muhtardan öğrendiğimiz kadarıyla son 1 yıldır hiçbir etkinlik yapılmamış bu çadırda. Ayrıca yine uzak bir semt olan Yenimahalle'de bulunan Belediye'ye bağlı Yenimahalle Semtevi sahnesinde 2 oyun sahneledik. Bu oyunlar ücretsiz olarak sahnelendi.
10)2004 Mart ayında ATÜK'e (Amatör Tiyatrolar Üretim Kooperatifi) üye olmuşsunuz, neden üye olma ihtiyacı hissettiniz? Bilmeyen okuyucularımız için ATÜK hakkında bilgi verebilir misiniz?
Evet ATÜK'e üye olduk çünkü örgütlü bir toplumdan yanayız. Biz de amatör tiyatroyla ilgili bir kooperatif olan Amatör Tiyatrolar Üretim Kooperatifi'ne üye olduk. ATÜK üyeleri bugüne dek pek çok etkinliğin düzenleyicisi ve katılımcısı oldu. Denizli Amatör Tiyatro Günleri, ATP Adana Tiyatro Günleri, Bulancak, Ortaca, Bartın Tiyatro Günleri, Ankara Tiyatro Festivali, ATÜK Kurucu üyelerinden "Oluşum Tiyatrosu ve Drama Atölyesi" tarafından düzenli olarak sürdürülen Türkiye Drama Liderleri Buluşması ve Ulusal Drama Seminerleri bunlardan bazıları. "TİYATRONUN YARINI: AMATÖRLÜK" İlk kez 1997 yılında 20-21 Mayıs tarihleri arasında, Denizli Belediyesi ve TOBAV'ın işbirliği ve desteği ile ''Denizli Amatör Tiyatrolar Kurultayı'' düzenlenmişti. Akabinde 30-31 mayıs 1998'de Ankara'da ''Mamak Amatör Tiyatrolar Kurultayı'' düzenlendi,
Bu kurultaylarda; ''Amatör Tiyatroların bir ülkede tiyatronun, sanatın kültürün gelişiminin vazgeçilmez kaynakları olduğu kararını ve örgütlü toplumun, yarının dünyasını kurmadaki önemini bir kez daha vurgularız'' denilerek amatör tiyatroların ulusal düzeyde örgütlü bir yapıya kavuşturulmasına karar verildi, ve yine ülkemizin kültürel dokusunu değerlendirmek, yerel tiyatro oluşumlarını geliştirmek, tiyatro hareketinin kan dolaşımını sağlamak, ülkemiz tiyatro sanatının politik, teknik ve sanatsal sorunlarına çözüm yolları aramak, sanat yaşantımızdaki yoz gidişatı ve tıkanıkları aşmak, sanat üretimine karşı her türlü müdahaleye karşı durabilmek, bugüne dek, ulusal ve uluslararası alanda büyük bir özveriyle yaratılan etkinlikleri, denemeleri, özgür ve yaratıcı çalışmaları desteklemek, tiyatro sanatına yapılan katkıları ve birliktelikleri daha da boyutlandırmak için örgütlülük düzeyini daha da yükseltmek gereğini duyuyoruz''diyen bu amatör topluluklar, 1998 Kasım’ında Ankara'da ''Türkiye Amatör Tiyatrolar Birliği'nin kurulması için bu kurultayın düzenlenmesini kararlaştırdılar.
11)Grubunuzun yapısı, üye profili, çalışmaları, oyun seçimi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ekibimiz tiyatro için yola çıkmış kozmopolit bir ekip. Nerdeyse tek ortak noktamız tiyatro. Her birimiz farklı kültür yapıları ve mesleklerden gelmekteyiz. Ancak aynı amaç için aynı potada eridik. Hedeflerimiz, yapmak istediklerimiz ve tiyatroya bakış açımız aynı. Oyunları ekip olarak eğitmenlerimize danışarak seçtik bugüne kadar. Oyunlarımızı şimdiye kadar hep yerli yazarlardan seçtik. Kendimizi biraz daha geliştirebilmemiz için, altından kolay kalkabileceğimiz oyunlar seçmeye özen gösterdik.
12)Ekipte farklı eğitim, birikim ve deneyime sahip üyeler var. Elbette tiyatral yetenekleri de farklılaşıyor. Sizin topluluğunuz için oyuncu seçimi aşamasında yetenek ne ölçüde önemli oluyor? Seçtiğiniz oyuna göre kast nasıl belirleniyor?
Oyunları belirlerken ekibimizin durumunu da göz önüne alıyoruz. Oyun ve yönetmen belirlendikten sonra yönetmen okuma provaları sırasında ekipten kimin hangi rolü oynayacağına karar veriyor.
13)Topluluktaki eski ve yeni üyelerin bir arada devinebilmesi için nelere dikkat ediyorsunuz? Yeni katılımcılar için özellikle uyguladığınız bir çalışması var mı? Eğitim çalışmalarınızın süresinden ve niteliğinden bahsedebilir misiniz?
Yeni katılanların eğitimiyle daha çok yönetmen ve ekipten tecrübeli arkadaşlar ilgileniyor. Ayrıca bir eğitim çalışması yapamadık henüz. Ama önümüzdeki yıl için eğitim çalışması yapmayı düşnüyoruz.
14)Ekibinize katılım koşulları diye belirlenmiş bir kıstas var mı? Katılmak isteyenlerin kabul edilip edilmemesi söz konusu oluyor mu? Nasıl karar veriyorsunuz?
Ekibimiz şimdilik herkesin katılımına açık değil. Bize çok başvuru oluyor ancak üzülerek geri çevirmek durumunda kalıyoruz. Çünkü, henüz eğitim çalışması veremediğimiz için yeni katılımları değerlendiremiyoruz. Ancak, yeni oyunumuzda ya da önceki sezon oyunlarımızdan birinden ayrılmak zorunda olan olduysa o zaman aradığımız role uygun yeni oyuncu alabiliyoruz ekibimize.
15)Ekipte oyun çıkarma sürecine herkes müdahil olabiliyor mu?
Oyun seçimi konusunda da oyun provaları sırasında herkes fikrini söyleyebiliyor. Bu konuda oldukça demokratik bir ortamımız var. Yönetmeni ikna derse o fikir kullanılıyor. Ama son söz her zaman yönetmenin. Her sezondan önce ekipten herkes proje sunma hakkına sahip. Ekip hep birlikte karar verirse o projeyi ve yönetmeni kabul etmektedir. Yönetmen olmak isteyip de bu konuda ekibi ikna edebilen herkese açık bir ekibiz. Bu daha önce yapıldı, bundan sonra da yapılabilir.
16)Bildiğimiz kadarıyla yönetmenle çalışan bir topluluksunuz. Yönetmenliğe, topluluk içerisinde özellikle amatör tiyatrolarda yönetmenin varlığı konusunda ne düşünüyorsunuz?
Tiyatroda oyuncuları yönetecek, oyunu istenen ve doğru noktalara götürebilecek, son sözü söyleyecek, iyi bir organizatöre ihtiyaç vardır. Yolculuğumuzun ilk oyunlarında içimizden bir arkadaşımız olan Ümit Aygül yönetmen olarak görev aldı. "Fermanlı Deli Hazretleri" ve "Kurban" adlı oyunlarımızı yönetti. Ancak daha sonra kendimizi daha fazla geliştirebilmemiz ve eğitimimizi de sürdürebilmemiz için profesyonellerden destek almaya karar verdik. Geçen yıl "Ferhad, Şirin, Mehmene Banu ve Demirdağ Pınarının Suyu" adlı oyunumuzu, Tiyatro Atölyesi’nde yetişmiş, S.D.Ü G.S.F Tiyatro A.B.D Oyunculuk Ana Sanat Dalı mezunu arkadaşımız Şükrü Babacan'la çalıştık. Bu yıl ise eğitmenlerimiz Muhammet Uzuner ve Arzu Gamze Kılınç'tan oyun yönetmelerini istedik. Bu şekilde eğitimimizi de devam ettirme fırsatı bulduk. Amatör tiyatrolar kendilerini sürekli geliştirmeliler, aksi takdirde kendilerini tekrarlamaktan öteye gidemezler diye düşünüyoruz.
17)Kısaca profesyonel yardım almanın oyunculuk anlamında eğitiminizin devam edebilmesi ve topluluğunuzun bir adım öteye taşınabilmesi için kaçınılmaz olduğunu söylüyorsunuz. Bu anlamda özellikle Tiyatro Atölyesi'nde ders vermiş olan eğitmenlerinize ve Üçüncü Zil Tiyatro Topluluğunu var eden kurucularınıza çok iş düşüyor sanıyoruz.
Evet profesyonel yardımı her zaman aldık ve almaya devam edeceğiz. Bir amatör tiyatronun gelişmesi için profesyonel desteğe her zaman ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bizl kuruluşumuzdan bu yana her oyunumuzda oyunculuk, dramaturji, sahne tasarımı, koroeografi, ışık, müzik v.b birçok konuda sürekli profesyonel destek aldık. Oyunculuk konusunda Arzu Gamze Kılınç, Muhammet Uzuner, dramaturji, kostüm ve oyun danışmanlığı konusunda Oya Yağcı, müzik konusunda Devlet Tiyatroları'na, Belediye Tiyatrosuna ve bir çok özel tiyatroya müzik tasarımı yapmış olan İhsan Kılavuz, ışık konusunda hem Muhammet Uzuner hem de Devlet Tiyatrosu ışık tasarımcısı Murat Çetinkaya değerli desteklerini esirgemediler.
Bizim eğitmenlerimizle ilişkimiz hiç kopmadan sürdü ve hala sürmektedir. Onların tecrübelerinden her zaman faydalanmaktayız. Şu anda hiç biri Antalya'da değil maalesef çünkü, çalışmakta oldukları Antalya Büyükşehir Belediye'si Belediye Tiyatrosu'nda tiyatro yaptırılmadığı için ve geçimlerini sağlayacakları tiyatro ortamı kalmadığından dolayı İstanbul ve Ankara'ya yerleşmek zorunda kaldılar.Ama biz onlardan telefonla da olsa faydalanmaya devam edeceğiz. Onların fikirlerine her zaman ihtiyacımız olacaktır.Bilgimizin ve tecrübemizin yeterli olmadığı ve arttırmak istediğimiz durumlarda profesyonel yardım almak gerekliliği hissediyoruz. Bu da yaptığımız işi daha iyi yapabilmek ve yeterliliğimizi arttırmak için gerekli
18)20 kişilik bir kadroya sahipsiniz ve üstelik topluluğun çoğu da çalışıyor. Ekibin bir araya gelebilmesinden tutun da, uyumlu bir şekilde koordinasyonun sağlanmasına ve sürekliliğine kadar pek çok sorun vardır göğüslediğiniz...
Evet çok doğru bir tespit yapmışsınız. Ekibi bir araya getirmek ve uzun süren prova sürecinde bir arada tutabilmek oldukça güç oluyor. Herkesin önceliği, hayatını kazandığı iş olduğu için prova saatlerimizi iş çıkış saatlerine göre ve herkesin durumunu gözeterek ayarlıyoruz. Örneğin geçen yıl bir bayan arkadaşımızın çocuğu okula başladığı için onu uyuttuktan sonra gelmesi gerekiyordu. Bu nedenle prova saatlerimizi 21.00 a aldık. Bu yılda başka bir arkadaşımız işten geç çıktığı için 20.30 da provaya başladık. Bu durumda prova bitiş saati de 24.00’ü buluyordu. Bazen bir arkadaşımızın bir süreliğine yurt dışına gitmesi, çok önemli özel sebepler yada çalıştığımız işler nedeniyle bir süre prova yapamadığımız da oluyor.
Fakat, kararlılık ve azimli çalışma sonucunda oyunumuzu çıkarıyoruz ve yaşadığımız güç süreci unutuyoruz.
19)Hep Türk yazarların oyunlarını sahnelediğiniz dikkat çekici. Bilinçli bir tercih mi bu? Brecht oynamayı düşünmediniz mi hiç örneğin? Metin Seçme kriteriniz nedir?
Evet bu güne kadar bize daha yakın olduğu ve oyunculuk konusunda fazla zorlanmayacağımızı düşündüğümüz için, hep Türk yazarların oyunlarını sergiledik. Bizim için bu bir süreçti. Kendimizi biraz daha geliştirmek ve kendimizden emin olduktan sonra yabancı yazarların oyunlarını oynamayı düşündük. 2005-2006 sezonundan itibaren yabancı yazarların oyunlarını çalışmaya başlayacağız.
20) Hangi yazarlar ve ne tür oyunlarla devam edeceksiniz yola?
Brecht veya Shakespeare olabilir. Ama yazar ve oyun konusunda henüz verilmiş bir karar yok. Sezon bittikten sonra yeni sezon için yapacağımız toplantılarda tartışmaya açılacak bu konu.
21) Seyirci, izleyici profili nasıl Antalya'da? Seyirci profilinizin daha çok sendikalar, sivil toplum kuruluşları, dernekler ve halk evlerinden oluştuğunu görüyoruz. Bu da misyonunuzun bir parçası zaten. Bu çeşit kuruluşlar dışında Antalya'daki halka nasıl ulaşıyorsunuz? Çünkü oyunlarınızı sahnelediğiniz mekanlar da izleyici talebine göre oluşuyor gibi bir sonuç var ortada. Önce seyirci örgütleyip, sonra oyununuzu sahneliyorsunuz. Antalya’da yerleşik oynayabileceğiniz, kendinize ait bir mekan yaratma hedefiniz var mı?
Bugüne kadar bir birinden farklı yirminin üzerinde kuruluşla işbirliği içinde oyun sahnelediğimiz için seyirci profilimiz oldukça geniş. Çeşitli kampanyalara da destekte bulunduk. Bunlar içinde, Akdeniz Üniversitesi İktisadi idari Bilimler Fakültesi "Engelli Asansörü Kampanyası" ve Ticaret Lisesi'ne yardım ve yardıma muhtaç çocuklara destek için oyunlar oynadık. Ayrıca Antalya'da uzak semtlerde bulunan iki adet kültür çadırında ve Yenimahalle Semtevi'nde ücretsiz oyunlar oynadık. Zaten Antalya'daki en temel sorunlardan biri salon sıkınıtısı. Salon bulmak oldukça güç, bizim de kendi başımıza bütün organizasyonun altından kalkabilmemiz mümkün değil. O nedenle biz en başından bu yana Tiyatro Atölyesi ekolünde de olduğu gibi Sivil Toplum Kuruluşları'nın işbirliği ile seyirci organizasyonu yapmaktayız. Böylece sosyal hayata bir katkımız da oluyor. Bu da bizi mutlu ediyor.
Kendimize ait bir mekan yaratma hayalimiz hep var, ancak bunu gerçekleştirmek Türkiye gibi bir ülkede bir çok açıdan oldukça zor. Her şeyden önce maddi yetersizlik ve bu iş için gece gündüz çalışacak kadro yetersizliği geliyor. Böyle bir mekanı işletmek için profesyonel kadro da gerektiğini düşünürsek yakın zamanda bu hayalimizin gerçekleşmesi mümkün görünmüyor.
22)Bölge halkından hakkettiğiniz ilgiyi gördüğünüzü, desteği aldığınızı söyleyebilir misiniz?
Türkiye genelinde olduğu gibi insanların sanat konusunda yeterince duyarlı olduğunu söyleyemeyiz. Ancak oyunlarımıza ilginin yeterli olduğunu söyleyebiliriz.
23)Turneye de çıkıyorsunuz bildiğimiz kadarıyla, peki turneye gideceğiniz yerler, bölgeler neye göre belirleniyor? Önünüzde hangi turneler var? Gittiğiniz yerlerden oyunlarınıza ne tür tepkiler geliyor?
Turneye gideceğimiz yerler genellikle ekip arkadaşlarımızın ilişkileri doğrultusunda belirleniyor. Ekipten her isteyen turne konusunda ön görüşmeyi yapıp konuyu yönetime getirebiliyor ve yönetim de gerekli girişimleri yaparak turne organizasyonunu gerçekleştiriyor. Ayrıca her yıl çeşitli festival ve şenliklere başvuruyoruz. 2004 yılında "Kurban" adlı oyunumuzla Denizli Belediyesi 20. Uluslararası Amatör Tiyatrolar Festivali ve O.D.T.Ü Tiyatro Şenliğine katıldık. Gerek turnelerde olsun gerekse festival ve şenliklerde oyunlarımız olumlu eleştiriler aldı. Biz her oyunumuzda oyun sonunda doldurulmak üzere seyircilerimize anket formu dağıtıyoruz. Bu formlardan da seyircinin oyunlarımız hakkındaki gerçek düşüncesini öğrenebiliyoruz. Ayrıca seyircilerin yaş ve meslek gruplarını belirleyebiliyoruz.
Önceki yıllarda Ankara, Denizli, Ağlasun, Marmaris, Adrasan, Kemer'e turneler yaptık. Önümüzdeki günler için ise Ağlasun, Marmaris ve Anamur ilçeleri ile görüşmelerimiz devam ediyor. Diğer şehirlerden de turne tekliflerine açığız.
Ropörtaj: Gülay ÇITAK
|