ucuncuzil.sitemynet.com
Anasayfa Tarihçe Misyon-Vizyon Ekibimiz Hocalarımız Oyunlarımız Oyun Takvimi Eğitim Birimi Fotoğraflar Haberler Anketlerden Festival-Şenlik Sponsorlar Yazılar Ropörtaj Kısa Film Linkler İletişim

Oyunlarımız

2006-2007 Tiyatro Sezonu

Tarla Kuşuydu Juliet

Yazan: Ephraim Kishon
Çeviren: Hale Kuntay
Yöneten: Demet Altun

tarlakusuafisk.jpg

Kostüm Tasarım : Mert SEZGİN, Lale SARAÇOĞLUGİL, Gülsen UZUNER
Dekor : Bahadır ŞENTÜRK, Nedim ÖZDEMİR
MüzikTasarım : Levent ALTUN, Emre ERTEN
Müzik Kumanda : Pınar CAN
Işık Tasarım,Kumanda : Demet ALTUN

tarlakusu.jpg

Oyuncular

Lale Saraçoğlugil
İrfan Çetin
Gülsen Uzuner
Mert Sezgin
Semra Erten
Bahadır Şentürk
Gökhan Erdem
Soner Türker
Pınar Tosun
Yağmur ECEM

Yüzyıllardır, milyonlarca insanı gözyaşlarına boğan Romeo ile Juliet'in trajik sonlu aşk öyküsü; "mutlu son"la bitseydi ne olurdu? Örneğin, ölmeselerdi de, evlenselerdi? Hatta bir de kızları olsaydı? Hatta üzerinden 20 yıl da geçseydi?
Ünlü İsrailli mizah yazarı Ephraim Kishon, "Tarla Kuşuydu, Juliet"te işte böyle bir Romeo - Juliet öyküsünü çok zarif bir komedi çerçevesinde anlatıyor. Aradan yıllar geçmiş ve bambaşka ve beklenmedik bir yaşam biçimi oluşmuştur.

2005-2006 Tiyatro Sezonu

Garip Hayvanlar Sirki

(MÜZİKLİ DANSLI ÇOCUK OYUNU)

ghsafis-k.jpg

Oyun, Dodo adında balon satıcısı bir palyaçonun gazetede gördüğü ilan üzerine "Garip Hayvanlar Sirki"nde işe girmesiyle başlayan garip ve komik olayları konu edinir.Yer yer pandomim ögelerinin de kullanıldığı oyun, danslarla neşeli bir atmosferde devam eder.Hayvanların kuklalar şeklinde betimlendiği oyun yaklaşık 1 saat sürmektedir.

ghs2k.jpg

Yazan ve Yöneten : Mert Sezgin

Oyuncular

Mert Sezgin
Lale Saraçoğlugil
Semra Erten
Dila Oş
Sedef Orhan
Harun Ünal
Burak Kimyager
Ali Kara.

2004-2005 Tiyatro Sezonu

Kadınlar Koğuşu-Özgürlük Oyunu

OYUN İÇİNDE OYUN: AF

ozafis02.jpg

Özgürlük Oyunu, sistemden daha fazla pay kapmak için sistemin boşluklarından yararlanan gerçek suçluları değil, bu sistemin yok saydığı, dışladığı ve yasamak için şans tanımadığı insanları ve onların seçeneksizliğini gözler önüne seriyor.

Radyo haberlerinden yayılan bir ima ile af umuduna kapılan bu insanların niçin suçlu ve niçin cezaevi mahkumu olduklarını sorgulatan oyun Özgürlüğün sadece dışarda olmak anlamına gelmediğini anlatıyor bizlere.

Özgürlük adına kendimizi dışarda olmakla avuttuğumuzu anımsatan "Özgürlük Oyunu", Hamlet'in "Bütün Danimarka bir hapishane" sözünü anımsatıyor. Biz herşeye rağmen kendi özgürlük oyunlarımızı sürdürmenin ve bütün Danimarka'yı hapishaneye çeviren kendi korkularımızla yüzleşmenin anlamlı olduğu inancını taşıyoruz. İnsana dair herşeyi anlama çabası küçük öyküleri yok sayan büyük oyunları anlayabilmekten geçiyor. Hamlet'in Danimarka'sı ile Shakespeare'in bize anlatmak istedikleri gibi...

Oyun sürüyor! İyi seyirler...

Oya YAĞCI

ozg3k.jpg

Yazan: Adem ATAR

Yöneten: Arzu Gamze KILINÇ

Oyuncular:

Lale SARAÇOĞLUGİL
Demet ALTUN
Gülsen UZUNER
Yüksel BÜYÜKUYSAL
Berna KÜÇÜKOĞLU
Arzu ALGÜL
Semra ERTEN
Sabır YALÇIN
Gizem GÜNEŞ
Anıl ÇOLAK

Misafir

misafisk.jpg

Bir hatırlatma.....

Ülkemiz şu dönemde Avrupa Birliği'ne girme sürecinin belki de en yoğun günlerini yaşıyor. Tarihler alınıyor, veriliyor. Yıllardır bekletilen yasalar akıl almaz bir hızla çıkıyor. Ancak kafalardaki soru işaretleri de az değil. Çünkü bir yandan da doğu-batı çatışmasına tanık oluyoruz. Toplumsal, ekonomik, siyasi ve dinsel olarak çok farklı karakterler çizen Türkiye ve Avrupa Birliği'nin birleşme sürecinde Avrupa ile Türkiye'nin ilişkisini tüm benliği ile destekleyenler olduğu kadar bu sürece baştan beri kuşkulu bakanlar da var elbet.

Bizler, ülkemizin yaşadığı bu süreçte Doğu'dan ya da Batı'dan yana tavır almak yerine sürecin doğru irdelenmesi gerektiğini düşünerek, Avrupa ile Türkiye'nin ilişkilerine geçmişten bir hatırlatma yapmak istedik.

Almanya'ya bir milyonuncu işçi olarak giden Musa'nın hem Almanya'da hem de kendi topraklarında "misafir" kalışının öyküsü oyunumuz. Eşikte kalmamak için bir de Musa ve yarenlerin gözünden Avrupa'ya ve kendi ülkemize bakalım istedik bu oyunla....

misafir18.jpg

Yazan: Bilgesu ERENUS

Yöneten: Muhammet UZUNER

Oyuncular:

Yiğitbaşı: Tevfik Fikret Küçükerciyes
Musa: E. Fatih Turgut
Yaren Ali: İrfan Çetin
Yaren Osman: Cumhur Cesur
Yaren Hüseyin: Ümit Aygül
Yaren Bahri: Nedim Özdemir
Çavuş: Soner TÜRKER

2003-2004 Tiyatro Sezonu

Ferhad, Şirin, Mehmene Banu ve Demirdağ Pınarının Suyu

afisfs-k.jpg

Nazım Hikmet'in 1948 yılında, Bursa cezaevinde kaleme aldığı oyun, bilindik "Ferhad ile Şirin" masalını temel almış, ancak Nazım'ın kimliği ve yazarlık tutumu çerçevesinde belirgin değişikliklere uğramıştır. "Masalı fona çekip, gerçekçi bir oyun yazdım"diyen Nazım, özellikle finalde yaptığı değişiklikle oyunu, klasik bir "aşk masalı-sevda oyunu"nun ötesine taşımıştır. Sadece Ferhad ile Şirin'in destansı aşkı değil, bir toplumun -belki de en hakkı olan şeye- temiz suya kavuşma sevdasıdır aynı zamanda işlenen...
Sarayda "buzlu şerbet" gibi sular içilirken Arzen'de "çeşmelerden su değil irin akmaktadır".. Vezir, Mehmene Banu, Şirin, Ferhad dörtgeninde süregiden "sevda nedir" tartışması, finalde bireyden topluma yönelmiş, Şirin sevdası kahraman Ferhad (Nazım) özelinde toplumun hayrına bir sevda biçimini almıştır. Yani ki; Nazımca en kutsal aşk; milletinin hayrına kendini feda etme aşkıdır..

Ancak oyun bununla da bitmez, Ferhad'ın on yıldır delmeye çalıştığı Demirdağ'a, Ferhad'ın mağarasının başına giden Arzenliler, "Ferhad'ın gürzünün sesi'ni dinlerler.. Ve sonda Nazım'ın 1948 yılında söylediğini maalesef ben tekrarlıyorum bugün için: "Henüz çeşmelerden su akmadı ve insanlar ümitle hayranlıkla Ferhad'ın gürzünün sesini dinlemekle meşguller!.."

Yazan : Nazım Hikmet
Yöneten : Şükrü Babacan
Dekor Tasarım: Ümit Aygül
Kostüm Tasarım : Nazire Coşgen
Aksesuar Tasarım : Ece Güzel
Işık Tasarım-Kumanda : Demet Altun
Efekt : Fatih Kuruoğlu
Sahne Amiri : Nedim Özdemir

Mehmene Banu : Ayzen Çolak
Şirin : Nazire Coşgen
Ferhad : Soner Türker
Vezir : E. Fatih Turgut
Behzad : Tevfik Fikret Küçükerciyes
Şerif : İrfan Çetin
Hekimbaşı : Nedim Özdemir
Dadı Kalfa : Gülsen Uzuner
Ustabaşı : Ümit Aygül
Birinci Oyun Cini: Yüksel Büyükuysal
İkinci Oyun Cini : Ece Güzel
Üçüncü Oyun Cini : Berna Küçükoğlu

fs008.jpg

Kurban

kurban36.jpg

2003-2004 Sezonu "Kurban" kadrosu

Yazan : Güngör DİLMEN
Yöneten : Ümit AYGÜL
Yönetmen Yardımcısı : Demet ALTUN
Dramaturg : Ayzen ÇOLAK
Kostüm Tasarımı : Nazire COŞGEN
Işık Kumanda : Demet ALTUN
Efekt : Fatih KURUOĞLU
Proje Danışmanı : Oya YAĞCI

Zehra : Yüksel BÜYÜKUYSAL
Mahmut : Nuri TÜRKER
Mirza : Şükrü BABACAN
Murat : Özgür DEVECİ
Zeynep : Sevinç DEVECİ-Zeynep CELEP
Halime : Ayzen ÇOLAK
1.Kadın : Deniz BÜYÜKUYSAL
2.Kadın : Lale SARAÇOĞLUGİL
3.Kadın : Ece GÜZEL
4.Kadın : Nazire COŞGEN
Gülsüm : Arzu AYGÜL
Muhtar : Tevfik Fikret KÜÇÜKERCİYES
1. Köylü : Nedim ÖZDEMİR
2. Köylü: Soner TÜRKER

kurbanafis.jpg

Antik Yunan tragedyası olan "Medea", "Kurban" ile Güngör Dilmen tarafından Anadolu kadınının dramına uyarlanmıştır.
Oyunda, kadının erkek egemen toplumda antik çağlardan bugüne değişmeyen kaderi, Mahmut'un kuma getirmek isteğine karşılık Zehra'nın trajik başkaldırısı üzerinden anlatılmaktadır.

"Nice çoğaltsanız örneği boş. Bana aykırı. Binler bin ben birim. Aşımı ocağımı paylaşırım herkesle, paylaşmam erkeğimi."

Oyunda bugün bile geçerliliğini koruyan kuma meselesine, Zehra'nın yaşadıkları üzerinden tanık oluyoruz. Yazar,çok bilinen ve işlenen bu konuyu doğru perspektiften yaklaşımı ,etkileyici anlatımı,oyun içinde oyun kurgusu ve rol kişileri, gelenek, din, yasa gibi kavramlar arası çatışmalarla beslemiş,etkileyici finali ile temayı sıradanlıktan uzaklaştırmıştır.


"Binlerle Karacaören'de binlerce kadının yazgısı bu,belki siz değiştirirsiniz"

2002-2003 Tiyatro Sezonu

Kurban

kurbanafis03.jpg

Yazan : Güngör DİLMEN
Yöneten : Ümit AYGÜL
Yönetmen Yardımcısı : Demet ALTUN
Dramaturg : Ayzen ÇOLAK
Kostüm Tasarımı : Nazire COŞGEN
Işık Kumanda : Demet ALTUN
Proje Danışmanı : Oya YAĞCI

Zehra : Banu ÖZDEMİR
Mahmut : Nuri TÜRKER
Mirza : Cumhur cesur
Murat : Özgür DEVECİ
Zeynep : Sevinç DEVECİ
Halime : Ayzen ÇOLAK
1.Kadın : Deniz BÜYÜKUYSAL
2.Kadın : Bilge OŞ
3.Kadın : Yüksel BÜYÜKUYSAL
4.Kadın : Nazire COŞGEN
Gülsüm : Ceren AKAYDIN
Muhtar : Tevfik Fikret KÜÇÜKERCİYES
Köylü : Nedim ÖZDEMİR

Oyun Fotoğrafları için Tıklayın

2001-2002 Tiyatro Sezonu

Fermanlı Deli Hazretleri

Bu oyunu 2001 yılında Antalaya Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Atölyesi Eğitim Sahnesi Üçüncü Zil Tiyatro Topluluğu olarak,
2002 yılında hocamız Muhammet Uzuner'in katkılarıyla yeniden düzenleyerek Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosu Atölye Sahnesi olarak sahneledik.

fermanli2001.jpg

Oyun, Nigâr adında saf bir kızın Rakım Ağa tarafından Urfa'dan kaçırılıp İstanbul'a getirilmesi ve saraya sunulmasını, bir tesadüf sonucu geride bıraktığı sevgilisi Behram'a kavuşma imkanının doğuşu, bu isteğini halk tarafından ermiş-hoca ilan edilen Musa efendinin yerine getireceğine inanması ve sonunda mutlu sona ulaşıp Behram'a kavuşmasını anlatıyor.
Elbette anlatılanlar sıradan bir aşk çıkmazı değil. Yazar bu ana olaylar kurgusu üzerinden topluma ve okuyucuya ya da izleyiciye pek de farkettirmese de "aydın insan" kavramını sorguluyor ve bu sorgulamada toplumun tüm kurum ve katmanları nasibini alıyor. Yazar, Meşrutiyet Dönemi Osmanlı Döneminin siyasi yapısına büyüteç tutuyor. Saray içindeki idari çöküş, günümüzde de saltanatını sürdüren rüşvet anlayışı, sarayda Kuşçubaşı olarak görev yapan Rakım Ağa ve karısı İfakat tiplemeleri ile anlatılıyor.
Oyunda sadece sistem eleştirisi yok. Halk katmaları da eleştiriliyor. Dine olan körü körüne bağlılık, cinci hocalara inanç ve cinci hocaların ne kadar şarlatan oldukları ortaya konuyor. Günümüzde de her açıdan aynı vahim olayların devam ettiğini görüyoruz. Hala siyasetçilerin kişisel çıkarları, halkın ve devletin çıkarlarından önde geliyor ve hala kendini medyum-cinci hoca ilan etmiş şarlatanlar var ve onlara olan rağbet oldukça fazla.
Oyunda devlet yönetiminin de bu cinci hocaları kabul ettiğini ve onlardan kendi çıkarları için medet umduklarını görüyoruz.
Dr. Sevda Şener'in Musahipzade Celal ve Tiyatrosu adlı eserinde de söylediği gibi "Fermanlı Deli Hazretleri isimli oyun, içindeki olayların gösterdiği, hatta isminin de ima ettiği gibi Padişah deli İbrahim devrinde geçer ve yazar bu tarihi dekor içinde saray entrikalarını, padişahın dirayetsizliğini, hurafeye olan inancını çok sevimli sahneler düzenleyerek hicveder. Bu oyun tarihi olaylara bağlı kalmakla beraber, aslında belli bir tarihi gerçeği değil, tarihi çerçeveden istifade ile şirin bir toplum komedisi meydana getirmek için yazılmıştır."

fermanli2002.jpg